Aklınla, Gözünle, Bileğinle Ders Çalışmak
Keşke her öğrenci içinden gelerek, coşkun bir aşkla ve bir başkasının zorlamasına gerek kalmadan ders çalışsa! Biliyorum, bir noktadan sonra ders çalışmak bazılarınız için içinden çıkılmaz bir hâl alıyor; fakat sevgili dostlarım, unutmayın ki bu durum üniversiteyi kazanmakla bitmeyecek. Şu satırları yazdığım sırada ziyaretime iki eski öğrencim geldi. Mehmet, tarih bölümünde; Kenan ise edebiyatta okuyor ve her ikisi de derslerinin bir hayli ağır olduğunu, devamlı takip gerektirdiğini söylüyor. Anlayacağınız, ders çalışmak bitmiyor. Kariyer adına yola devam etmek isteyenler için ağırlaşarak devam ediyor. Yalnız buna mukabil ilimle meşgul olmanın insana verdiği mutluluk ve kazandırdığı saygınlık o oranda artıyor.


Mevcut sınav sisteminde sınava hazırlanırken üniversiteyi kazandığınızda bir daha size lazım olmayacak, belki hayat boyu sözünü bile etmeyeceğiniz konulara çalışmak ve size sadece genel kültür olarak katkı sağlayacak olan çok sayıda konuyu öğrenmek zorunda kalıyorsunuz. Bu da isteyerek çalışmanızı engelleyen bir başka husus. Ama ne yapalım arkadaşlar, büyüklerimiz böyle bir sistemi uygulamayı uygun görmüşler. O hâlde şikâyet etmek yerine durumu kabullenip bu seneyi ve dolayısıyla bir ömrü kurtarmaya gayret edelim. Bundan başka bir çıkış yolumuz yok.
Kendini zorlamalısın azizim! Ders çalışmanın ruhuna, bedenine verdiği zorluğu aşmaya çalışmalısın. İnadına inadına meselenin üzerine gitmelisin. Anlamakta zorlandığın ama sınavda onsuz da yapamayacağın konuları öğrenmek için tabiri caizse canını dişine takmalısın.
Bir konuyu anlamak için öğretmeninin, sınıf arkadaşının, hatta sevmediğin birinin bile kapısını aşındırmaktan çekinmemelisin. Sen de çok iyi biliyorsun; her branşta öyle temel konular var ki bunlar tam olarak kavranmadan üstüne sağlıklı bir şekilde yeni konuları ilave etmek çok zor.
Şimdi sana bakan yönüyle çalışma mekânını, odanın atmosferini en uygun hâle getirdikten ve seni ders çalışmaktan alıkoyacak unsurları izole ettikten sonra büyük hedeflere kilitlenen hevesinle azmini ortaya koy. Kafanı sonradan taşlara vuracağına, bileğini şimdiden masaya daya. Aklınla, gözünle, bileğinle bir bütün olarak ders çalış. Bedenin çalışma masasında iken aklın ve ruhun başka yerlerde lüzumsuz sevdalara yelken açmasın sevgili dostum! Hangi insan bir hedefe odaklanmış, kilitlenmiş de başarıya uzanan zaferden uzak kalmış? Önünde ÖSS gibi bundan sonraki hayatının örgüleneceği çok önemli bir viraj var, bu bir gerçek. Yalnız sende de bükülmez bir bilek, şaşmaz bir göz, büyük hedeflerin hayalini kuran bir akıl ve istikamet kaybetmeyen bir irade var.